Yakutiye Medresesi, Erzurum'un Yakutiye ilçesinde duran, yedi asırlık bir taş yapı. Biz de yıllardır bu ilçede çalışıyoruz, işe giderken kapısının önünden geçeriz. Şehirde yürüyüşe çıkan çoğu kişi, farkında olmadan bu yapının önünden geçer. Bu yazıda yapının geçmişini ve bugün ne işe yaradığını anlatıyoruz.
Kim Yaptırdı, Ne Zaman
Medrese 1310 yılında, İlhanlı hükümdarı Olcaytu zamanında Emir Hoca Cemalettin Yakut tarafından yaptırıldı. Yapıyı yaptıran kişinin adı, medresenin bugünkü adında hâlâ yaşıyor. Bugün yapının üzerinden yedi asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen duvarları hâlâ ayakta. Erzurum'un Osmanlı öncesi taş mimarisine örnek olan yapılardan biri bu. Biz bu tarihi, şehrin eski taş işçiliğini anlatırken sık hatırlarız.
Medrese Ne İçin Yapılırdı
Medreseler o dönemde hem eğitim kurumu hem dini yapıydı. Öğrenciler burada çeşitli dersler görürdü. Böyle yapılar o dönem Anadolu'nun birçok şehrinde kuruluyordu, ama her biri kendi taş işçiliğiyle farklılaşıyordu. Yakutiye Medresesi de döneminin eğitim yapılarından biriydi, adını yaptıran kişi Emir Hoca Cemalettin Yakut'tan alır. Bugün o derslerin yerini müzedeki sergiler almış durumda. Biz de bu tarihi öğrenince şehirde çalışmanın ayrı bir anlamı olduğunu düşünüyoruz.
Taş İşçiliği Neyi Anlatıyor
Medresenin girişinde işlemeli bir taç kapı var; taç kapı, medrese ve camilerde ana girişi çevreleyen süslü taş çerçeveye verilen ad. İçeride dört eyvanlı, kapalı bir avlu var. Eyvan, üç yanı kapalı, bir yanı avluya açık oda demek. Cephede kübik kaideli, silindirik gövdeli bir minare, kuzey köşesinde de silindirik külahlı bir köşe kulesi yükseliyor. Taşçılar yapıyı Erzurum'un sert iklimine dayanıklı kalın kesme taşlarla örmüş. Taşların renginde de bölgenin karakteristik gri tonu görülür. Yapı, kapalı avlulu, eyvanlı ve revaklı medrese tipinin Anadolu'daki en büyüğü sayılıyor. Kapıdaki taş işçiliği, ustaların o dönemde motif ve geometrik desenlere verdiği önemi gösteriyor. Biz bu taş işçiliğini görünce ustaların sabrını düşünmeden geçemiyoruz.
Osmanlı'dan Müzeye
Osmanlı döneminde medresede artık ders vermediler; yapıyı dökümhane ve askeri depo olarak kullandılar. Cumhuriyet döneminde yapıyı birkaç kez onardılar, taşları özenle korudular, sonunda müze olarak açtılar. Müzeyi gezenler, aynı taş duvarların içinde yüzyıllar önce hocaların ders verdiği bir mekânda dolaşır. Ziyaret saatleri ve detaylar için müze müdürlüğüne danışabilirsiniz. Biz müzenin önünden geçerken bu değişimi hep hatırlarız.
Geziye Çıkmadan Önce
Böyle taş yapıları gezerken aceleye getirmeyin, taş işçiliğini yakından görmek zaman ister. Kışın avlu ve taş zemin kayganlaşır, sağlam tabanlı ayakkabı bu yüzden işinizi kolaylaştırır. İçerisi açık avlulu olduğu için soğuk günlerde kalın giyinmek iyi olur. Fotoğraf çekecekseniz öğleden sonraki ışık taş cepheyi daha güzel gösterir. Biz de şehirde çalışırken bu tür taş yapıların yanından geçerken benzer şeylere dikkat ederiz. Çocuklu aileler için avlunun geniş olması rahat bir gezi alanı sunar. Yanınıza fazla eşya almadan, rahat yürüyebileceğiniz kıyafetle gelin.
Yakutiye'de Bir Köşe
Firmamız da bu ilçede, aynı adreste yıllardır çalışıyor. Medresenin bulunduğu alan şehrin en işlek köşelerinden biri, etrafı çarşı, dükkân ve kahvehanelerle dolu. Yedi asır önce bir medrese olarak kurulan yapı, bugün de aynı meydanın ortasında duruyor. Erzurum'a iş için gelen biri bu meydandan mutlaka geçer. Kışın kardan beyazlaşan taş cephesi, yazın aynı meydanda gölge verir. Biz bu meydandan her gün geçiyoruz, medresenin taşları bizim için de şehrin bir parçası. Bu da onu sadece turistik değil, günlük hayatın da bir parçası yapıyor. Siz de şehir merkezinde bir işle uğraşıyorsanız bu meydanı mutlaka bilirsiniz. Siz de Yakutiye'de bir işiniz olursa bize ulaşabilirsiniz; adresimiz medresenin birkaç sokak ötesinde.
