Yakutiye'de yan yana duran üç taş mezardan sadece birinin kime ait olduğu biliniyor. Diğer ikisi yüzyıllardır bu sırrını koruyor.
Emir Saltuk'un Mezarı
En büyük kümbet Emir Saltuk'a ait. Kümbet, taştan yapılan bu tür kubbeli mezarlara verilen genel ad. Yapının 12. yüzyılın sonlarında tamamlandığı tahmin ediliyor. Sekizgen gövdeli ve yüksek kasnaklı bu yapıda boğa, yılan, yarasa ve kartal kabartmaları var. Bu figürler Orta Asya Türk takvimlerindeki burç işaretlerini andırıyor. Biz bu kabartmaları görünce, taşı işleyen ustanın sadece mezar değil bir takvim de bıraktığını düşünüyoruz.
Kimliği Bilinmeyen İki Mezar
İkinci kümbet kare planlı, on iki cepheli ve üç büyük süslü penceresi var. Üçüncüsü yerel taştan yapılmış, on iki cepheli, dört pencereli ve içinde işlemeli bir mihrap barındırıyor. Bu iki yapının kime ait olduğu bilinmiyor. Tahminler 14. yüzyıla işaret ediyor, ama kitabe eksik olduğu için kesin bir isim yok. Eski mezar yapılarında kitabe genelde taşın en görünür yüzüne kazınır, ama zamanla aşınan ya da kaybolan bu yazı yapının kime ait olduğu bilgisini de birlikte götürür. Siz bu iki kümbetin önünde durduğunuzda, Erzurum tarihinin bir boşluğuna bakıyorsunuz demektir: kitabesi kaybolmuş ya da hiç yazılmamış bir mezar, geride sadece taşı bırakır.
Taş İşçiliğine Yakından Bakın
Üç Kümbetler'i gezerken acele etmeyin. Kabartmalar uzaktan düz bir çizgi gibi görünür, yakından bakınca hayvan figürleri ve geometrik desenler çıkar. Cepheler güneşin açısına göre farklı gölge verir, bu yüzden günün farklı saatlerinde gidenler yapıyı başka türlü görür. Fotoğraf çekecekseniz öğleye yakın saatlerde ışık kabartmaları daha net gösterir. Taşa dokunmak yapıyı aşındırır, elinizi sürmeden biraz uzaktan izlemek daha doğrudur. Yanınızda bir rehber ya da bilgi panosu yoksa, hangi kümbetin kime ait olduğunu karıştırmak kolaydır: büyük ve sekizgen olanı Emir Saltuk'a ait, diğer ikisi isimsiz diye ayırabilirsiniz.
Bir Kez Onarılan Yapı
Üç Kümbetler, 1956 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onarılmış. Bugün hâlâ Yakutiye'de, şehrin merkezine yürüme ya da toplu taşıma mesafesinde duruyor. Bu kadar eski bir taş yapının bugüne sağlam gelmesi şans değil, düzenli bakım ister. Böyle bir onarımda amaç taşın özgün işçiliğine dokunmadan sadece çatlakları ve kayıp parçaları tamamlamaktır; aksi bir yaklaşım yapının özgün görünümünü bozar. Biz sahada taşla çalışan bir firma olarak biliyoruz: taş zamana iyi dayanır ama nem ve don onu yıllar içinde çatlatır. Üç Kümbetler'in ayakta kalması, hem taşın kalitesini hem de üzerinde çalışan ellerin işini gösteriyor.
Kime Göre Bir Durak
Üç Kümbetler uzun bir gezi planı gerektirmiyor. Şehir merkezinde kısa bir yürüyüşle görülebilecek bir durak. Erzurum'un tarihini merak eden, yolu üzerinden geçen ya da fotoğraf çekmeyi seven herkese uygun. Çocuklu aileler için de iyi bir seçenek: gezi kısa sürüyor, yapı açık havada duruyor ve girişe kuyruk beklemeden bakılabiliyor. Yanınıza rahat ayakkabı almanız yeterli, çünkü gezi fazla yürüyüş istemiyor. Rehbersiz gidenler için yapının önündeki bilgi panosu genelde yeterli açıklamayı veriyor.
Neden Hâlâ Değerli
Üç Kümbetler, Anadolu'daki anıt mezarların en güzel örnekleri arasında sayılıyor. Biz Erzurum'da elli yıldır çalışıyoruz. Sekiz yüzyıl önce bırakılan bu işçiliği görünce, bugünün işini de aynı dikkatle yapmak gerektiğini hatırlıyoruz.
Yakutiye'de gezilecek bir başka tarihi yapı için Yakutiye Medresesi'ni de okuyabilirsiniz.
